sayokan birliği, sayokan birligi, sayokan, sayokanbirligi, sayokanaltınpark, sayokanturkiye
Haber

SAYOKAN

kulturel yapisi


Kültürel Yapısı



Kültürler malumunuzdur ki önce kültürleştirme hareketi olarak başlar, milletlerin kabulü ve belli bir süreden sonrada milletin kültürü olurlar. Örneğin yağlı güreşimiz, Türklerin Anadolu’ya gelmelerinden sonra başlamıştır. Oysa Orta Asya’da güreşlerimiz, aba, kuşak ve kuraş güreşleridir. Yağlı güreşimiz 643 yıl önce bir kültürleştirme hareketi, faaliyeti olarak başlamış, bu gün ise kültürümüzün bir parçası olmuştur. Türk savaş sanatı “SAYOKAN” da bu anlamda ve bu alanda bir kültürleştirme hareketidir.
Öncelikle ülkemizdeki terminolojik bir hatayı düzelterek başlamak gerekiyor. Ülkemizde “Uzakdoğu sporları” olarak tanımlanan söz konusu
branşların ülkelerinin bize göre uzak doğuda olması yani coğrafik bir mantıkla konmuştur. Oysa bu alanda dünya terminolojisinde böyle bir tanımlama yoktur. Düzeltilmesi konusunda da bir çalışma yapılmamıştır. Bu branşların adı dünyada “savaş sanatları (Martial Arts)”dır. Yani fiziksel ve ruhsal disiplinlere ulaşmanın yolu, yöntemi ve çalışmalarıdır.
Bu yöntem ve çalışmalarda başarılı olmak için “mücadele” sözcüğü yeterli değildir. Bedensel yetenek, güç, sürat, kondisyon, teknik gibi unsurlara sahip olabilmek için ruhsal destek, psikolojik mental yapının öncelikle disiplinize edilmesi gerekir ki bu yol kişinin kendisi ile mücadelesi ile değil, savaşması ile mümkündür. Elbette destekleyici bir öğreti olmadan olanaksızdır. Bu öğreti için tarihimiz yüzlerce düşünür, filozof, komutanlar ve kahramanlar yetiştirmiştir. Mete Han’dan, önderimiz Atatürk’e kadar....

Sonuç olarak “savaş” sözcüğü sıcak savaştan ziyade, kişinin ruhunu ve bedenini disiplin altına almak adına verdiği savaşı ifade eder. Yanlış bir tanımlamada “dövüş sporları” yada “dövüş sanatları” tanımlamasıdır. Taktir edersiniz ki dövüşün ne sanatı ne de sporu ne de eğitimi olur. Spor ve sanat sözcükleri bilimselliği kaygı olarak bünyesinde barındırır. Lakin dövüş sözcüğünün bu tür kaygıları yoktur. İnsanlar idealleri için savaşırlar, ama dövüşün ideali olmaz. Eğer bu tanımlar uzak doğu savaş sanatları (sporları) için kullanılıyorsa biz bundan rahatsız olmayız. Ama Sayokan için bu tanımlamalar kullanılamaz.

Kültürleştirme hareketi olarak tanımlamıştık. Eğer içinde tarihi, kültürel motif, geleneksel ritüel, öğreti, tarihten stratejik unsurlar taşıyorsa adın da bu değerleri hissettirmesi gerekmektedir. Nihat YİĞİT bu değerlere “SAVAŞÇININ YOLU ve KAN’ı cümlesini uygun görmüş, bu cümledeki sözcüklerin baş hecelerini alarak kısaltmıştır. Onun ifadesi ile, “Savaşçı” Mete Han’dan Atatürk’e kadar gerek bedensel, gerekse ruhsal, zihinsel yetenek ve erdemliliğe sahip eşsiz devlet adamlarımızı, komutanlarımızı, kahramanlarımızı, “YOL” ise bu eşsiz insanların bu yetenek ve erdemliliğe giden yolunu, “KAN” ise kültürümüzle, tarihimizle, dilimizle olan bağımızı ifade etmektedir.” diye tanımlıyor. Tabiatı ile uzak doğu savaş sanatlarına bu alanda alternatif, yerelliği ve milliği olan bir kültürleştirme hareketi olunca kolay kabul edilebilir görünmektedir.

Sayokan’ı temel özellikleri ile tanıtmaya çalışacağız. Bu temel özellikleri tekniksel olduğu kadar, tarihi, kültürel geleneksel unsurlarını da tanımak zorundayız ki sıradan bir savaş sanatı imajı ile tanınmasın. Veya sadece uzak doğu savaş sanatlarına alternatif mantığı taşıyan, bu amaçla ortaya konmuş bir çalışma olarak görülmesin.

Türk savaş sanatı tanımlamasından anlaşılacağı gibi, Türk kültür, geleneklerine göre kurgulanmış destanlarından etkilenmiş, yeni Türk neslinin de tarihimizde ki kahramanlıkları, yiğitlikleri hatırlamaları, ruhsal boyutunu yaşamaları, akıl ve beden gücünün ortak kullanımının kazandırdığı zevki tatmaları, Sayokan'da ilke edinilmiştir. Sayokan, kültürümüzdeki değerlerin tekrar yaşatılması, bu değerlerle Alpların yetiştirildiği bir kültürleştirme hareketidir. Prof.Dr. Özbay Güven hocamız “Türklerde spor kültürü” adlı kitabının bir bölümünde şöyle diyor. “Sporun tarihi, insanın doğa koşulları ile tanışarak, ona uyması doğada egemen olmaya başlaması ve kendisini korumak için tek araç olan vücudunu ve adalelerini geliştirmesi ile başlar. Başlangıçta sporun insanların fazla enerjilerini boşaltmak, sağlıklarını ve güzelliklerini geliştirip korumak, boş zamanlarını değerlendirmek, barışa katkıda bulunmak ve ticari yararlar sağlamak gibi amaçlar için yapılmadığı kesindir. İnsanlık tarihi ile insanın korunma ve güvenliğini sağlama mücadelesi de birlikte başlamıştır. İlk çağlardan kalma bazı resimler, spor dallarının da belirmeye başladığını gösterir. Ancak, spor tarihinin başlangıcı diye adlandırdığımız resimlerin çoğu savaş ile yakından ilgilidir. Savaşların beden gücüne dayandığı çağlarda spor, savaşa hazırlık dönemi oluşturmakta idi. Türkler de bu dönemlerde savaşa yönelik işlevleri olan sporları yapmışlar ve desteklemişlerdir.“ 
  
Günümüz yüzyılına bu anlayışı taşıyan ve başarılı olan Karate, Aikido, Judo ve Sumo ile Japonya; Tae kwon do, Hapki do, Tang soo do ile Kore; Kung-fu ve versiyonları ile Çin, Muay Thai ile Tayland olmuştur. Son 10 yıldır ise Savate ile Fransa, Capoeira ile Brazilya, Krav Maga ile İsrail bu rekabette yer almaya çalışmaktadırlar.Teknolojik alanda gelişmiş sanayi toplumları veya günümüz insanları, korumak, korunmak, güvenlik kaygılarını oluşturan duygularından hiçbir şey kaybetmemiştir, sadece tarz, yöntem, öğretiler değişmiştir. 

Savaş sanatları, ne kadar savaşa hazırlık olmaktan çıkmış gibi görünse de güçlü, akıllı bireylerin yetişmesi için spor adı altında eğitimlere gereksinme yarınlarda da devam edecektir. Çünkü milli kültür ve mirasların devamiyetinde, sağlıklı nesillerin oluşmasında, vatan ve bayrak gibi milli değerlerin korunmasında akli olduğu kadar bedensel güce de gereksinme vardır. Ayrıca barışın koruyucuları savaşçılardır. 

Türk savaş sanatı Sayokan, akıllı, çalışkan, erdemli, barış yanlısı, güçlü, kuvvetli, kahraman ve yiğitlerle dolu tarihimizi görselleştirmek, yaşatmak, uluslararası alanda ise bu kültürümüzü tanıtmak için oluşturulmuştur. Toplumumuzda kendi (ben) rızasını düşünen ve elde etmek için peşinden koşan, bencil, egoist bireyler yerine; milletinin faydalanabileceği çalışmalar ortaya koyan, inanç ve milli değerlerini yaşayarak koruyan, “biz” diyebilme erdeminde olan, emin, samimi, sadık, kalbi-i rızası ön planda olan bireyler yetiştirmektir. 

Neden “savaş sanatı” deyimi kullanılıyor. Bu branşlar için ülkemizde yanlış kullanılan, “dövüş sporları”, “Uzakdoğu sporları”, dövüş sanatı” gibi tanımlar ve kavramlar dünya savaş sanatları terminolojisinde kullanılmaktadır. Söz konusu branşların dünyadaki ortak adı, “savaş sanatları” (martial= savaşla ilgili, savaşçı; Arts=sanatlar)dır. Ülkemizde yanlış anlaşılmalara sebep olma olasılığı olsa da biz doğru tanım“savaş sanatları”nı kullanmanın sorumluluk olduğu düşüncesindeyiz. Dünya böyle tanımlıyor, bizde doğrusunun bu olduğunu düşünüyoruz ki, yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere savaş beden eğitimi ve stratejilerinin oyunlaştırılmasından ve daha sonra spor alanlarına taşınması sonucu meydana gelmiştir bu branşlar…
Japonya’da tüm savaş sanatlarının bağlı olduğu resmi kurumun adı “Budo Kan” dır.

“Bu” = Ordu, silahlı kuvvetler,
“Bushi” = Samurai, derebeyi, savaşçı, asker,
“Bushido” =Samurai savaşçılık öğretisi.
“Do” =Yol, öğreti, moral, ahlak.
“Budo Kan” = Savaşçının yolu kuruluşu.
“Kan” = Büyük bina, yapı. Anlamlarındadır.

Japon savaş sanatlarının etimolojik (köken) olarak nereden geldiğini bu küçük örnekle algılayabiliriz. Diğer savaş sanatları da aynı etimolojik sürece tabidirler. Şu bir gerçektir ki, savaş sanatlarına sahip ülkeler, uluslararası milli siyasetlerinin içinde “savaş sanatlarını” bir lokomotif, katalizör olarak kullanmışlardır. Japon dilini, kültürünü, tarihini, geleneklerini bünyesinde yaşatan Japon savaş sanatlarının bugün 156 dünya ülkesinde binlerce okulları bulunmaktadır. Aynı zamanda sivil toplum örgütü niteliği taşıyan bu okullar, faaliyet gösterdikleri ülkede, o ülkenin insanları tarafından, kendi finans kaynakları ile açılmakta yürütülmektedir. Yani, Japonya adına, Japon olmayan bir çok dünya ülkesi insanları kendi istekleriyle, Japonya’nın dilini, kültürünü, geleneğini, tarihini yaşatmaktadır. Japon savaş sanatlarının yürütüldüğü dünyada ki binlerce okul, milyonlarca yabancı (Japonlara göre) bu sanatlarda daha usta olmak için, bu ülkeyi daha yakından görmek, kahramanlarını tanımak, yaz – kış kampları etkinliklerine katılmak için de bu ülkeye akın etmektedirler…
156 ülke kendi ülkelerinde düzenledikleri seminerlere, konferanslara, yaz-kış kamplarına büyük ücretler ödeyerek Japon ustaları getirmektedirler. Yani, kısacası konunun bir de ekonomik boyutu bulunmaktadır. Tahayyül edebiliyor musunuz ; Türk olmayan insanların, yabancıların, kendi ülkelerinde kendi kaynaklarıyla SAYOKAN okulları açıp, bu okullarda Türkçenin, Türk tarihinin, Türk Kültürünün yaşatıldığını, ülkemize binlerce insanın SAYOKAN eğitimleri almak için geldiğini, ekonomik bir boyuta da katkı sağlandığını…

Son söz olarak, kanıtı hala yukarıda bahis olduğu gibi dünyada yürürlükte olan bu gerçeği, Sayokan ile gerçekleştirmeyi hedefledik…Peki bu hayal mi?
Biz hayal kurmayız, istikamet bellidir. Bu istikamet üzre doğru olanları yapmaya çalışırız taktiri, taktir makamı değerlendirir. 



1 ı 2 Önceki sayfa







=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=