sayokan birliği, sayokan birligi, sayokan, sayokanbirligi, sayokanaltınpark, sayokanturkiye
Haber

SAYOKAN

kurulustan bugune

 
 
Kuruluştan Bugüne


Bugüne kadar sayokan’ın çıkışı, gelişmesi ile ilgili bir çok süpeküle yazılar yazıldı. Formlarda tartışmalar oldu. Hiç birine yanıt vermedim. Kendimi savunma ve açıklama ihtiyacı hissetmedim. Eğer yüz yüze sorgulama ve eleştiri olduğuysa gereken yanıtı verdim. Japonya’dan geldikten sonra Türkiye’de Ashihara karate yapan, bugün belli bir yerlere gelmiş olan isimler, samimiyetle çalışmalarına devam ediyorlardı. Tekniklerinde gördüğüm birçok eksiklikler, terminolojik bir sürü yanlışlıklar vardı. Bu yanlışlıkların giderilmesi, Türkiye’de vuruşlu karate camiasının bir arada bulunması için bir çok etkinliler, seminerler, toplantılar organize ettim.

Ashihara Karate’nin federasyon olması için dosyalar hazırlayıp, ilgili makamlara verdik. O zaman için spordan sorumlu Devlet Bakanı Bahattin Şeker, daha sonra gelen Fikret Ünlü ve GSGM müdürü Kemal Mutlu ile defaten görüşmeler yapıldı. Lakin verilen onca sözlere rağmen yerine getirilmedi. Bu arada bende Ashihara Karate’de ki (NIKO) özel yerimi daha yukarılara çıkarmayı hedefliyordum.

Ashihara Karate’nin içinde büyük bir eksiklik vardı. Bu eksiklik kişinin kendini müdafaa edebilmesi, koruyabilmesi ve maça yönelik taktik ve stratejilerle ile ilgiliydi. Ben önecelikle kendini koruma, yani İngilizce deyimi ile Self-defence, Japonca deyimle, GOSHIN veya SHIH O MAMORU idi. Bu alanla ilgili çalışmalarım 9 yıl sürmüş ve tamamlanmış idi. Bu çalışmamı, Ashihara Karate Dünya Merkezine (NIKO) sunmak için teklifte bulundum. Lakin şartım şuydu; “Bu çalışma Ashihara Karate içinde bir Türk olarak benimle anılacak, bu çalışmanın seminerlerini kadrolar yetişene kadar ben verecektim.” Lakin Ashihara Karatenin başında yer alan, hayatında bir maç bile yapmadan Kancho olmuş o dönemler 20 küsurlu yaşlarda (Ben Japonya’dan dönerken yeşil kemer idi) bulunan, çok tecrübesiz Hideyuki Ashihara’nın oğlu Hidenori Ashihara vardı (hala o Kancho’dur) ve bu teklifimi kabul etmediler. Başka tekliflerim de vardı. Örneğin Ashihara karate’nin Dünya Federasyonunun kurulması….Kurulması durumunda gelişmekte olan ülkelerde de Ashihara Karate’nin resmiyet kazanmasını sağlayacağını, kolaylaştıracağını söylemiş, defaten teklif etmiştim. Böyle giderse Ashihara Karate’nin parçalanacağını, küçüleceğini, gücünü ciddi anlamda kaybedeceğini söylemeiş, ijaz etmiştim. Kendileri, “Biz NIKO olarak devam edeceğiz, yabancı ülkelerin kendi ülkelerinde ki durumu bizi ilgilendirmez.” oldu. Bu teklifi Avrupa başkanı Jens’e de yaptım, oda bu konuda hiç bir çaba sarf etmedi ve ilgilenmedi. Bu arada 1999 yılında alt yapıdan yetiştirdiğim, Bülent Yağcı, Ertan Atıcı, Mesut Sözer ve Mücahit Çoşkun’dan oluşan takımı, Danimarka’da organize edilen, Ashihara karate dünya kupasına götürdüm. Bizden önce Serdar Ergun hoca defaten bir çok kez takımı ile iştirak etmiş lakin başarı elde edememişlerdi. hazırladığım takım sporcuları da bugünkü Sayokan çalışmalarımın farkında değillerdi, hatta kendilerini hazırlarken, Sayokan’ın önemli bazı taktik anlayışına, yapısına göre hazırlamıştım. Fakat kendileri Ashihara Karate ile hazırlandıklarını düşünüyorlardı.

Bu dünya kupasına 23 ülke katıldı. Mücahit Coşkun Dünya şampiyonu, Bülent Yağcı ve Mesut Sözer Dünya 3.cüsü oldular. Türkiye takım halinde Dünya 3.ncüsü oldu. Bende en iyi 3.ncü antrenör olmuştum. Bu turnuvada Avrupa adil olmuş olsa idi, Türkiye 2.nci olacaktı. Buralara girmek istemiyorum. Kısacası, Rusya Dünya 1.ncisi, Danimarka 2. ve Türkiye 3.ncü oldu. Bu başarı hala başka Türk takımlarınca yenilenmedi veya üzerinde başarılar elde edilemedi. Bir ilkti ve hala ilk olarak durmaktadır.Bu dünya kupası öncesi Sayokan’ın kuruluş tarihi olarak 18 Mart 1999 olarak karar kıldım. lakin duyurusunu yapamadım. Ashihara Karate olarak devam ettim. Kurduğum sistemin adı, tanıtımı, yapılanması ile ilgili bir strateji oluşturmam gerekiyordu. Ne yapmalıydım? Türkiye tarihinde ilk kez bir Türk sistem kurdum diyerek ortaya çıkacak…Bu alışılmadık bir şeydi. Ya teveccüh gösterilecek yada bu adam aklını yitirmiş, bir Türk sistem mi kurabilir, sistem kurmak o kadar kolay mı? Denilecek, dışlanacaktım. Bu dışlanma beni o güne kadar elde ettiklerimi ve kazanımlarımı sıfıra indirecek, Türkiye savaş sanatları camiasından silinmeme neden olacaktı. Sistemi kurmuştum, tarihini koymuştum, ama hala duyurusu konusunda konusunda kaygılar içindeydim. Bir stratejik yol haritası hazırladım, bu yol haritası şöyleydi ;

1 - Sisteme öyle bir isim koymalıydım ki, yurt dışı “Türk savaş sanatı mı olurmuş demesin, en azından sistemin farklılıklarını görecek kadar ilgilensin, yapmasa da veya safımıza geçmese de böyle bir sistemin varlığından haberdar olsun. Japoncaya vakıf olmamdan dolayı Japonca isim koymaya karar verdim. Lakin öyle bir Japonca isim bulmalıydım ki, hem Japon savaş sanatları içinde olmayan bir isim olsun, sistemi ifade eden olsun ve kolay söylenebilen bir isim olsun. GOSHIN KAIKAN olarak belirledim. Bu isim sistem adı olarak, Japon savaş sanatları içinde yoktu. Hala da yoktur. Yaklaşık 5 bin adet İngilizce, Türkçe ve Japonca dilleri içeren, görsel, eğitim bir kitap hazırladım. Bu kitabın, profesyonel hazırlanmış İngilizce ve Türkçe seslendirilmiş kasetini yaptırdım (O zamanlar cd argümanı henüz Türkiye’de yoktu. İnternet yeni girmiş ve çığ gibi büyüyordu.) 120 ülkede 368 savaş sanatları merkezi adreslerini tespit ettim ve bu kaset-kitap dökümanlarını gönderdim. Tanıtım işlemi böylece başlamış oldu ve sonuçlarını beklemeye başladım.


Bu arada yanımda yer alan Ashihara ve Kyokushin Karate antrenörleri ile Ankara’da ortağı olduğum Angora Sport Center’da toplantı yapıp sistem kurduğumu duyurdum. Kendilerine benimle beraber misiniz ? diye sordum. Sonuç, yanımda bugünde beraberliklerini sürdüren “Taygun” Mahmut Turhan ve “Aybar” Ali Mülayim kaldı. Bu iki sadık ve vefakar insanlar, “Sen nerde isen biz ordayız.” dediler ve hala benimle beraberler. Diğerleri ise, bana saygı duyduklarını ama branşlarında devam edeceklerini ifade ettiler ve gittiler. İçlerin, “Nihat hoca Kancho olmaya niyetli. İyi, hoş arkadaşımız ama, bu yaptığı da biraz akıl dışı.” benzer düşüncelerinin karından konuşmalarını duyuyor gibiydi. Ama ok yaydan çıkmış, söz ağızdan düşmüştü. Bu arkadaşlarım, hala Ashihara ve Kyokushin karate içinde yer almaktadırlar. Allah kendilerine iyilikler ve güzellikler versin.

O dönemde sadece 2 okul idik. Biri Ankara’da diğeri ise İskenderun’da idi…Bundan dolayı Hatay, İskenderun’un ve Mahmut Turhan ile Ali Mülayim’in bende ayrı bir yeri vardır…hem maddi hem de manevi katkılarıyla, şahsiyetleriyle hiç kuşkuya yer vermeden, kendilerine yapılan güzel tekliflere dönüp bakmadan benimle beraber oldular. Beni yalnız bırakmadılar. Allah’ta onları yalnız bırakmasın…Onlara gereken mükafatı ben veremem. Allah’tan bu yoldaşlarımı mükafatlandırması diliyorum. Onlara Allah’tan iyilikler ve güzellikler diliyorum…

2 – Bu yol haritasına göre koyduğum isimle ne kadar yürümeli ve bu ismi değiştirip, 2002 yılında ortaya koyup kimse ile paylaşmadığım yeni isme (Sayokan) dönüştürmeliydim. Öyle ya “Türk savaş sanatı” diyoruz ama adı Japonca ! Kel başa şimşir tarak gibi…..Bu süreç içinde Türk tarihi ile derin bir yakınlaşmaya girdim. Öyle kitaplar okuyor, araştırmalar yapıyordum ki…Araştırdıkça daha da derinlere gidiyordum. Çalışmalar yapıyor, gizliyor kimse ile paylaşmıyordum. En yakın eşimle bile.. Bu arada federasyonlaşma ile ilgili de çalışmalar sürdürüyor, bakan, milletvekilleri ve GSGM müdürü ile görüşmeler yapıyordum. Yol haritama göre, 2003 yılında SAYOKAN-GOSHIN KAIKAN olarak 2 isimle devam etme kararı aldım ve öyle devam ettim. 2003 yılının Kasım ayından itibaren de Goshin Kaikan adını terk edip Sayokan olarak yola devam ettim.

3 – Yol haritamdaki önemli konulardan biri ise Ashihara Karatenin durumuna düşmemekti. Yani dünya federasyonunu kurmak idi. Türkiye kanunları buna izin vermiyordu. GSGM’ye bağlı bir federasyon için bile yolları kapatmışlardı. sadece politikacıların yalan üzerine kurulmuş destekleri vardı. 2004 yılında medeni kanunun yanılmıyorsam 4721 sayılı kanundaki değişikliği ile 2908 dernekler kanunu 5253 sayılı kanun olarak değiştirildi. Bu arada GSGM ile, ilgili bakanlarla yaptığımız onca görüşmeler olumsuz olmuştu. 5253 sayılı dernekler kanununun izin vermesiyle, madem spor federasyonu olamıyoruz. Mesleki, kültürel, sanatsal kurulmuş tüzel kişilere sağlanan federasyon olma olanağından yararlanarak, önce Türkiye Sayokan federasyonunu (05.01.2005) kurdum. Ardından da 07.12.2005 tarihinde de Sayokan Dünya federasyonunu kurdum.

Bu zaman zarfı içinde Sayokan bütün yazılı ve görsel (TRT’de dahil) medyada hep gündem olmuştur. Olağanüstü ve yoğun bu medya tanıtım programlarının gerçekleşmesinde öncü ve lokomotif olan basın mensubu Önsel Ünal kardeşime saygılarımı sunuyorum, saygıyla anıyorum ki hala beraberiz. Sayokan’ın içinden farklı niyetler taşıyan bir çok insan geldi geçti. Ayrıldıkları halde, hala Sayokan’ı referans yaparak, Sayokan’ın kendilerine halâ sağladığı katkılarla yollarına ayrı kulvarlarda devam ediyorlar. Allah’ın yardımıyla biz bir gerçeği ortaya koyduk, Türklerde sistem kurabilir. Allah bu konuda beni öncü tayin etti diye inanıyor, Allah’a hamd ediyorum. Lakin sistem kurmak sanıldığı gibi, çalıp çırpıp, üzerine isim koymakla olmuyor. Bu yazımda detaylardan vaz geçtim. Çünkü bu maceralı yol o zaman roman olurdu. Sayokan bu gün ABD, İngiltere, Belçika, Almanya, Azerbaycan, İran ve Romanya’da okul olarak, Kırgızistan’da ise temsilcilik olarak icra ve temsil ediliyor.Türkiye’de ise, Ankara’da, Nazilli’de, Hatay’da 3 okul olarak, Sivas’ta, İstanbul’da 2 okul tüzel kişilik ; Ankara Gazi üniversitesi ve ODTÜ te, Karabük üniversitesinde, İzmir Polis okulunda branş olarak ; Çorum’da, Malatya Darende’de, Düzce’de, Safranbolu’da, Ankara Altınparkta, Antalya’da, Simav’da, Trabzon’da farklı tüzel kişilikler altında faaliyetlerini sürdürmektedir.

1 ı 2 Sonraki sayfa


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=