sayokan birliği, sayokan birligi, sayokan, sayokanbirligi, sayokanaltınpark, sayokanturkiye
Haber

SAYOKAN

cesitli yazilar


NEDEN SAYOKAN!


Sporun iki temel gayesi olmalı birincisi yapılan spor sporcunun bedenini geliştirmeli ikincisi ise günlük hayatta yani gerçek hayat dediğimiz sokakta sporcuyu korumalı. Sayokan'ın bıçaklı, sopalı iki veya daha fazla gruplara karşı kendini koruma (savunma) sporu olduğunu ve sistemin kurucusununda bir Türk olduğunu duyunca çok heyecanlandım. Sayokan’a bir çok soru işareti ile başladım, çalışmalarımın ikinci haftasında bu soru işaretlerinin cevabını buldum. Sayokan‘a eğitimci gözüyle baktığımda sistemin pedolojik formasyonu olan, küçük yaş gruplarına ayrı orta yaş ve üstü (25-45) gruplara ayrı ayrı programlarının olması (Alplık A ve Alplık B) bu sporun bir bilimsel spor olduğunu gördüm. Allah ‘a şükürler olsun ki bizim de kültürümüzü taşıyan bir savaş sanatımız var.

Ben 1973 Yozgat / Yerköy doğumluyum. Eğitimci Lisansımı Gazi üniversitesinde tamamladım. Savaş sanatlarında 12 yıl Taekwondo ile uğraştım. 2002 yılında Türk Savaş Sanatı Sayokan ile tanıştım ve geçiş yaptım. Çalışmalarıma Halen Konya merkezde devam ediyorum.

Ömer Açıkgöz
Aybar 3.San





Türk Savaş Sanatı Sayokan ile 1999 yılında tanıştım ve bununla beraber Sayokan'ın ilk bayan öğrencisi olma ve ilk grubunda yer alma onur ve şerefine eriştim. Daha önce Ashihara Karate ile savaş sanatlarına bir giriş yapmıştım fakat Sayokan'ı tanıdıkça anladım ki Yabgu, Ashihara Karate çalıştırırken bile Sayokan'ın bir takım bulgularını test ediyormuş ve geçerliliğini antrenmanlarda görerek sisteme sürekli yeni taşlar ekliyormuş.

Evet, Sayokan 1999 yılında doğdu. Fakat doğum öncesi hazırlık dönemi; yılları çetin, yolları, ispatları ve büyük bir tecrübe yumağını kapsayan bir süreç. Ben bu sürecin sadece bir kısmına çok yakından şahit olmuş ve daha sonra Yabgu’nun eşi ve yoldaşı olma sıfatıyla birebir içinde yer almış bir insan olarak biliyorum ki; “Yabgu bu sistemi maddi kaygılar içinde ya da bireysel olarak efsane olmak için oluşturmadı. Türk milletine armağan etmek için, Türkün gücünü ve adaletli yönetimini dünyaya anlatmak için, Japonun, Çinli'nin Koreli'nin bizden daha üstün ya da daha akıllı olmadığını ispat etmek ve bunu dünya ülkelerindeki usta savaş sanatçılarının bağırarak gönülden söylemesini sağlamak için oluşturdu. Bu yüzden de Yabgu’nun yolu, yolumuz hep çetindi ve çetin olmaya devam edecek.’’
Sayokanı , onun geçmişini ve perspektifini elimden geldiğince , dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım. Çünkü benim için savaş sanatlarında milat “Sayokan” dır.

Özgül Yiğit
Aybar 3.San





Kültürü bir toplumun yaşama biçimi olarak tanımamız gerekirse, kültürümüzü oluşturulan unsurların içerisinde müzik, yemek ve mimari gibi unsurların yanı sıra insanların kendini savunma ve yeri geldiğinde savaşmasına yardımcı olan sanatların da yeri vardır. Her topluluk tarih sahnesine çıktığı günden bu yana geliştirdiği kültürü vasıtası ile ayakta kalmış, farklı kültürlerin etkisi altına girdiğinde asimile olarak benliğini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya bulunmuştur.Türk tarihini incelediğimizde ise bilinen tarih içerisinde M.Ö. 2000’li yıllara kadar uzanan milletleşme serüvenimizi, Türk kültüründen ayrı olarak ifade edemeyiz. Mete Han ile geliştirilen Türk kültürü; Dede Korkut’tan Ahmed Yesevi’ye, Alparslan’dan Yavuz Sultan Selim’e kadar dünyada hakkı gözeterek barış ve huzuru getirmek için, haksızlığa karşı durma çabasından ibarettir. Bazı zamanlar haklının yanında yer alma çabası mücadele olmadan münazaralar ile başarılabilmişse de, çoğu zaman bu inanç felsefesinde verilen mücadele münakaşaya ve karşılıklı güç yarışına dönüşmüştür. Fikri manada kendini yetiştiren milletimiz yeri geldiğinde savaş sahasında da büyük başarılar kazanmış, bu sayede tarihteki yerini altın harflerle almıştır. SAYOKAN savaş sanatı, binlerce yıllık Türk kültürünün oluşturduğu haksızlığa karşı durma onurunu içinde saklayan Türk milletinin kendi değerleri ile oluşturduğu bir şaheserdir. Tarihine ve kültürüne önem veren ve savaşmayı ancak sulhu korumak için düşünen her insanı SAYOKAN sporunu yapmaya davet ediyorum.

Hıdır Düzkaya
Toralp



Ankara Üniversitesi Elektronik Mühendisliği 1,Sınıf öğrencisiyim .Sayokan ile Gazi Üniversitesin’de bir arkadaşım vasıtası ile tanıştım.Sayokan ile tanışmadan 2 gün önce Boks’a yazılmıştım ama Sayokanı görünce gerek Boks ,gerekse diğer spor dallarının ne kadar eksik olduğunu fark ettim.
Aslında aradığım spor dalını Sayokan’da buldum .İlk idmanı izlemem ile gönül vermem bir oldu. Lisedeyken bir ara Boks ve Aikido ile az da olsa uğraşmıştım ve bu sporlarla uğraşırken hep bir şeylerin eksik olduğu kanısı bende uyanıyordu, daha doğrusu hiç yok olmuyordu.Fakat Sayokan ile birlikte tüm kaygılarım kayboldu ve sonunda kafama göre eksiksiz bir spor dalı bulmuş oldum.Tarafsız bir göz ile ön yargılardan uzak bir şekilde incelendiğinde çok farklı olduğunu anlamamak imkansız, ama bizlere daha İlkokul sıralarında Türkler en iyisini yapamaz yargısı, öz güven eksikliği yıllarla birlikte o kadar içimize işlemiş ki böyle bir şeyi gerçekleştirmenin imkansız olduğunu çok katı bir şekilde düşünüyoruz. Ve ne yazık ki önümüze sunulan çok başarılı bir örneği “ Sayokan ı ” göz ardı edebiliyoruz. Şunu kesinlikle söyleyebilirim ki Sayokan’ ı Türk savaş sanatı olarak değilde, Japon kökenli savaş sanatı olarak tanıtsak inanın her şey çok daha kolay ve çabuk olurdu. Öz de değerlerimize, benliğimize, bizi biz yapan değerlere ve bunlarla birlikte en önemli değeri özgüvenimizi kazanmamıza yardım edecek, kültürümüzü bize hatırlatacak ve Sayokan’a sahip çıkmaya herkesi davet ediyorum.

Batuhan AYAN
Toralp




Ben Gazi Üniversitesi, Türkçe öğretmenliği bölümü 4.Sınıf öğrencisi, Irak Kerkük Türklerin’denim, 2005 yılında Lisansımı tamamlamak için Türkiye’ye geldim. 2006 yılında bir arkadaşım aracılığı ile Sayokan’ı tanıdım ve sevdim. Sayokan’ı diğer spor dallarından ayıran yönü, bir Milli Spor yani Türk Milletine ait bir spor olmasıdır.

İbrahim Anwer
Tuyun 1.san




=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=