sayokan birliği, sayokan birligi, sayokan, sayokanbirligi, sayokanaltınpark, sayokanturkiye
Haber

SAYOKAN

kurulustan bugune2

  

Sayokan’ın kurulması, gelişmesini sağlayacak programlar, yol haritaları konusunda hep yalnız idim. Çünkü, ilk kez bir Türk Savaş Sanatı kuruluyordu ve çevremdekiler böyle bir çalışma için tecrübe sahibi değillerdi..Ayrıca, beni tanıyan kim varsa bana “maceracı”, “hayalperest” diyorlar, inanmıyorlardı. Sadece dilde taktir, kalplerinde ise umutsuzluk, hatta bazıları için alay konusu oluyordu. “Deli” diyorlardı. Bazıları da “Bu adam kendini Japon, Koreli veya Çinli mi sanıyor, ne sanıyor.” diyorlardı. Ok yaydan çıktı, hedefine varmalıydı. Bu ok halâ hedefine doğru yol almaktadır. Kadrolar yetiştirmek kolay değildi. Yetiştiriyorsunuz, belli bir seviyeye geliyor, bir sebeple, kendi yolunu çizme kararı alıyor ve gidiyordu. Gitmelerine benim hatalarımda sebep olabiliyordu, ama savunduğumuz bir gerçek vardı ; “Türkün savaş sanatı altında ulusal ve uluslararası alanda bizde varız onurunun neferleri olmak, bu milli ve ulvi yolda ne olursa olsun sadakatle yürümekti. Evet kabul ediyorum, kişinin “benlik” varlığından sıyrılıp, “biz” ordusu içinde yer alması kolay değildir. Nefse ağır gelir. Bu yükü kaldıranlarla hala beraberiz, kaldıramayan arkadaşlar ayrı kulvarlarda Sayokan referansı ve donanımları ile yollarına devam ediyorlar. Hata bendeymiş! Dengeyi bilmiş olsaydım, her şey farklı olurdu.

2007 yılında Türkiye Sayokan federasyonunu fesh ettim. Sebeplerine girmek istemiyorum. Sebepleri de ayrı bir maceradır. 2009 yılında inzivaya çekildim. Çünkü bir türlü derleyemediğim ve kimseyle de paylaşmadığım bir çalışmam daha vardı, YESÜKEN. Türk Kılıç Sanatı – Yesüken…Bu inziva döneminde Yesüken’i derleyip toplamaya çalıştım ki hala çalışıyorum.

Sonuç ; Neler öğrendim bu maceralı, dikenli, taşlı yolda ? Başlıklarla ifade etmeye çalışayım.
*Edepte dört vasıf vardır.
1. Bilginlerin en üstün vasfı susmalarıdır.
2. İnsan için en faydalı şeylerden biri akıl bakımından derecesini bilmesidir.
3. İnsan için en faydalı şey kendisini ilgilendirmeyen şeyi söylememesidir.
4. İnsanı en fazla rahata kavuşturan şey kadere teslim olmaktır.

*Bir kimse tehlikeli bir yolu bilse ve bildiği halde o yoldan gitse ona cahil denir.

*Mert olan insana serveti olmasa da hürmet edilir. Tıpkı ininde çömelip oturmuş olsa bile kendisine hürmet duyulan aslan gibi. Mürüvvetsiz zengin ise, bol servete sahip olsa da hâkir görülür. Altın tasmalar ve bilezikler takıldığı halde önem verilmeyen köpek gibi.

*Dünyalıklara kavuşmuşsun, elindekileri kaybetmişsin, halk sana iltifat etmiş veya sırtını dönmüş, bunların hiç birine aldırma. İşte bu kıvama geldiğinde insanların en güçlülerinden olursun.

*Diğer hayvanlar arasında insana mahsus hususiyetlerin dört şey olduğu gördüm. Bu dört şey dünyada ne varsa hepsini toplamaktadır. Bunlar; hikmet, iffet, akıl ve adalettir. – İlim, edep ve düşünce hikmete dahildir. Hilim (fazilet), sabır ve vakar akıl içindedir. Hâyâ, kerem, korunma ve izzet-i nefis iffet içine girer. Doğruluk, iyilik, murakâbe ve güzel huy adalete dahildir. İşte bütün güzel vasıflar bunlardan ibarettir.

*Akıl sekiz vasıfta kendini gösterir :
1. Yumuşaklık,
2. İnsanın kendini bilmesi ve koruması,
3. Eğitmenlerine itaat etmek, onları hoşnut edecek şeyleri araştırmak,
4. İnsanın sırrını kime vereceğini ve dostuna onu nasıl bildireceğini bilmesi.
5. Eğitmenlerinin kapılarında edepli ve tatlı dilli olmak,
6. Kendi sırrını ve başkalarının sırrını saklayıcı olmak,
7. Diline hakim olup da sorumluluğundan emin olmadığı sözü söylememek,
8. Toplantılarda sorulmayan şeyi söylememek.

*Sabrın anlamı kimseye şikayette bulunmaman, herhangi bir sebebe(vesileye) yapışmaman, belaları nefretle karşılamaman, belaların üzerinden kalkmasını istememendir.

*İkiyüzlü riyakar konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, güvenildiğinde hainlik yapar.

*Dünyanın ömrü sınırlı, nimetleri geçici, güzelliği değişken, ahlakı saldırgan, eli kanlı, sözleri zehirli, zevkperest, bir an yüz verdiklerini hemen boşayandır. Kendisine bir daha dönüş yoktur, ne aslı vardır ne de vefası. Dünyada dikiş tutturmaya kalkışmak, su üzerine bina dikmeye benzer ki böyle bir şey mümkün değildir.

*Kahramanlık kahramanlığı istemekle olmaz. Bu Tanrı’nın takdiridir. Kahramanın özelliklerini kazanmaya çalışmak, yolunda olmak, takdir olunmasa da seni onurlu kılar.

*Allah’ın kendisi için yazdığı kadere mutlak boyun eğer. Bu kaderin içinde ne varsa Tanrı’dandır iyi bilir. Dünyalık kısmetini ne erken ister ne de fazlasını ; üzüntülerinde, hastalığında, belalarda şikayet etmez suskundur ; sevinç ve neşesini ise nefsiyle paylaşmaz, sakindir.

*Dünyada bel bağladığın herkes ve her şey senin tanrın, kendisinden korktuğun veya umduğun herkes senin ilahın demektir. Hayali çok olanın tanrısı da çoktur. Çok hayal peşinde koşan dünyaya elini açıp dilencilik yapan adama benzer.

*Hiçbir nimet yoktur ki yanı başında bir sıkıntı bulunmasın, hiçbir başarı yok ki tasa içermesin, hiçbir genişlik yok ki beraberinde bir darlığı barındırmasın.

*El üstünde el vardır.

*Savaşçı halkı dikkate alıp, onlardan yaptıklarının karşılığında övgü ve menfaat beklemez.

*Nefsinin hülyalarını kısarsan, beklentilerin doğrultusunda sana boyun eğeceğini görürsün.

*Konuşmak istediğinde önce konuşacağın şey üzerinde düşün, konuşmaya yönelik niyetini düzelt ardından konuş…Bundan ötürü şöyle denilmiştir. “Cahilin dili kalbinin önünde, akıllı ve bilgili kişinin dili de kalbinin arkasındadır.

*Hikmet semadan kalbe gelir. Ancak şu 4 huyun bulunduğu kalbe gelmez. O huylar, dünyaya dayanmak; yarının derdine düşmek; kardeşine haset etmek; ün ve şan sahibi olmayı sevmek.

*İblis ilk altın sikkeye gözlerini sürdü ve şöyle dedi :”Seni seven benim kölemdir.”

*Dünyaya rağbet etmek, kederi ve üzüntüyü artırır. Dünya malına tok davranmak, kalbi ve bedeni dinlendirir.

*İnsanoğlunda iki şey hariç her şey ihtiyarlar. Onlarda hırs ve emel (arzular) dir.

*Susmada 7 bin hayır vardır. Bu iyilik ve güzellikler 7 cümlede toplanmıştır. Her cümlede bin hayır bulunur.
1.Sükut hiç yorulmadan yapılan bir ibadettir.
2.Hiçbir ziynete ihtiyaç duymadan takılan süstür.
3.Hiçbir idareciye muhtaç olmadan elde edilen bir devlettir.
4.Duvarsız bir kaledir.
5.Hiç kimseye itibar etmeden elde edilen bir zenginliktir.
6.İnsanda bulunan kâtip melekleri dinlendirmektir.
7.İnsanın ayıbını kapatmasıdır.
Sükut ilim sahibine ziynet, cahilin ayıplarına ise perde olur.

*6 şey var ki cahil onlarla tanınır.
1.Herşey öfkelenmek, gazaplanmak.
2.Faydası olmayan söz söylemek.
3.Yeri gelmeden mal harcamak.
4.Herkesin yanında sırrını söylemek.
5.Herkese güvenmek.
6.Dostunu, düşmanından ayırt edememek.

*İnsanlık nedir? Devletli iken tevazu sahibi olmak. İntikam almaya güçlü iken, affetmek. Minnet etmeden vermek.

*Üç kimse, ancak üç şeyin zuhurunda bilinir.
1.Halîm olan, ancak öfke anında belli olur.
2.Kahraman ancak harpte belli olur.
3.Kardeşlik ancak ihtiyaç zamanı anlaşılır.

*Haset eden kadar, mazlum kılığına giren bir zalim hiç görmedim.

*Bir kimse, sende olmayan bir özellikle seni överse bil ki bir gün sende olmayan bir vasıfla da seni kötüler. Ondan emin olma, ona güvenme.

*Temiz bir kimseye atılan iftira göklerden daha ağırdır. Yaratıcı yerden daha geniştir. Kanaatkâr kalp denizden daha derindir. İnsandaki hırs, ateşten daha yakıcıdır. İnsanın muhtaç olduğu şeyi elde edemeyişi zemheriden daha soğuktur. Kovuculuk en öldürücü zehirden daha tesirli bir zehirdir.

*Şu üç yoldan riyakârı tanıyınız.
1.Konuşurken yalan söyler.
2.Vaat eder, vaadinden döner.
3.Verdiği sözü tutmaz.

*Kerem sahibi kişilerde şu üç huy bulunur;
1) Kötülüğe iyilik,
2) Zulum edeni affetmek,
3) Mahrum edene vermek.

*Üç şey var ki kurtarıcıdır. Üç şey de var ki öldürücüdür.
Kurtarıcı olan üç şey ;
1 – Gerek hoşnutluk gerek öfke anında adalet üzere olmak.
2 – Zenginlikte ve fakirlikte iktisat üzere hareket etmek.
3 – Gizli ve aşikâr, her zaman ve her yerde Allah’tan korkup çekinmek.

Öldürücü olan üç şey;
1 – İnsanı kuşatan cimrilik duygusu.
2 – Peşinden gidilen boş arzular.
3 – İnsanın kendi kendini beğenmesi.

*Sana kötü huylu biri anlatıldığı zaman ona acımak suretiyle ihtimam göstermezsen, ondan daha kötü biri sayılırsın.

*İlmin birincisi susmaktır. İkincisi dinlemektir. Üçüncüsü korumaktır. Dördüncüsü gereğini yapmaktır. Beşincisi ilmi yaymaktır.

*Ya âlim ol, ya öğrenci ya da dinleyici ol. Sakın bunların dışında dördüncüsü olma. Perişan olursun.

*İnsan öğrenci olmadıkça âlim olamaz. Bildiği ile amil olmadıkça hakiki âlim olamaz.

*Bir millette on şey kötüdür.
1- Yöneticilerde hiddet
2- Zenginlerde cimrilik
3- Âlimlerde tamah
4- Fakirlerde hırs
5- Soylu soplu kimselerde hayâsızlık
6- İhtiyarların gençlere özenmesi
7- Erkeklerin kadınlara benzemesi
8- Kadınların erkeklere benzemesi
9- Dervişlerin dünya ehli kimselerin kapılarına koşmaları
10- İbadet ehli kimselerin cehaleti.

*İlim peygamberlerin mirasıdır, mal da firavunların mirasıdır. İlim sana bekçilik eder, ancak malın bekçiliğini sen yaparsın. İlmi, Allah sevdiğine verir ama malı sevdiğine de verir, sevmediğine de. Ancak, çoğu kez sevmediğine verir.

*Soruldu: “Bir kimsenin ne zamana kadar ilmi öğrenmesi güzel olur?” Şöyle dendi: “Kendisine cehalet kötü, ilim öğrenmek iyi gelinceye kadar”.

*İki kimse doymak nedir bilmez. İlim öğrenen ve dünya isteyen. Ancak bunları bir tutmak olmaz. İlim öğrenen Tanrı’nın rızasını kazanır. Dünya peşinde koşan ise onu buldukça azgınlığı artar.

*Akıllı kimdir? diye sordular. Şöyle dediler: Açıkta yapınca utanacağı bir şeyi, gizlide de yapmayan kişidir.

*Şu 5 kişi hariç istediğinle konuş ;
1.Yalancı ile konuşma : Yalancının sözü serap gibidir. Uzağı yakın, yakını da uzak gibi gösterir.
2.Ahmakla konuşma : Zira ahmak, iyilik etmek isterken kötülük eder.
3.Tamahkârla konuşma : Çünkü o seni bir lokma ekmek, bir yudum su için harcar.
4.Cimri ile konuşma : Çünkü o, muhtaç olduğun bir şey için seni rezil eder.
5.Korkakla konuşma : Zira korkak, hiç aldırış etmeden sana söver, Ana ve babana da söver.

*İlim öğrenen kimse, biri ile arasında bir düşmanlık veya çekişme olursa, yumuşak davranmalı ve insaflı olmalıdır. Ta ki kendisi ile cahil arasındaki fark ortaya çıksın.

*Bir kimse güzel söz söyler, kötü amel işlerse, ondan ilim almayınız, ona itimat etmeyiniz.

*Savaşçının hayırlı olanı, geç öfkelenen ve öfkesi çabuk sönendir.

*Cahilin nişanı şu 4 şeydir.
1.Sebepsiz yere öfkelenmek.
2.Hatada nefse uyup gitmek.
3.Haksız yere mal harcamak.
4.Dostunu düşmanından ayıramayacak kadar az bilgi.

Akıllının alameti de 4 dür.
1.Cahile anlayış göstermek.
2.Nefsi hatalardan almak.
3.Hak yeri gelince mal harcamak.
4.Dostunu düşmanından ayırt edip bilmek.

*Şeytan insanlara 10 kapıdan girer.
1.Hırs ve kötü zan kapısından girer.
2.Hayat ve uzun emel (arzular) kapısından girer.
3.Rahatlık isteği ve bolluk kapısından girer.
4.Ucüp (Yaptığı iyiliklere güvenme) kapısından girer.
5.Yol arkadaşlarını hafife almak ve onlara saygısızlık kapısından girer.
6.Haset kapısından girer.
7.Gösteriş ve insanların övgüsü kapısından girer.
8.Cimrilik kapısından girer.
9.Kibir kapısından girer.
10.Tamah kapısından girer.

*3 sınıf insan vardır ki, kalplere kin eker, dargınlığı körükler, yaptıklarını yıkar.
1.İnsanların ayıpları ile meşgul olan kimse.
2.Başkalarını hor gören kimse.
3.Ameli ile gösteriş yapan kimse.

*İdarecilere gidersen senden 3 şeyi isterler.
1.İstediklerini tercih etmeni.
2.Dünyalarına saygı ve ta’zim göstermeni.
3.İcraatlarını tasvip etmeni.

*Şu 3 şeyden daha zararlısı yoktur.
1.Dünya ve para sevgisi.
2.Baş olma sevgisi.
3.Devlet yöneticileri ile düşüp kalkmak.

*Bir kimse ecelin geleceğini bilirse, emelini azaltır.

*Cesette bir et parçası vardır. O iyi olursa, bütün ceset iyiliğini bulur. O bozulduğu zaman, bütün ceset bozulur. Anlayınız, o et parçası kalptir.

*Ben nasıl sabahladığıma aldırış etmiyorum. Sevdiğim bir şey üzerine mi? Sevmediğim bir şey üzerine mi? Çünkü bilemiyorum; hayır hoşuma gidende midir? Yoksa hoşuma gitmeyende midir?

*Hayalleri geniş ve çok olan, hakikatlerle yüzleşmekten korkar ve kaçar.

Bu başlıklar altında inşaallah yolumuz dünden hayırlı olur. Öğretene hamd ederim, sebep olanlara da teşekkür ederim.
Sabırla okuyan okuyuculara teşekkür ederim. Eksikli, hatalı, kusurlu bir öğrenci olarak, kendini düzeltme çabasıyla yoluma devam ediyorum. Dün geçmişte kaldı, bugün doğruları yapmak gerekir. Geleceği Allah bilir. Gelecek kaygısına düşmek, gereksiz yük taşımak demektir. Ben bugün doğruları ve gereğini yapma gayreti içindeyim. Allah’ın taktir ettiği gelecek ile mutlaka karşılaşırım ömrüm varsa. Bu gelecek nefsimin hoşuna gitmese de mutlak doğru olandır. Allah hiç bir şeyi yanlış yer üzerine koymaz.
Bu yolda bugün beraber olduğum arkadaşlara teşekkür eder, Allah’tan iyilikler ve güzellikler dilerim. Beraberce, Allah rızası için vatana ve millete hizmet etmeye devam dileğimle. Yollarını ayıran başka kulvarlarda yol alan arkadaşlara da Allah’tan iyilikler ve güzellikler diliyorum. Sayokan’a katkılarından dolayı da kendilerine teşekkür ediyorum.

Saygılarımla..

"YABGU" NİHAT YİĞİT
18 Mart 2011 Türk Sayokan
 


1 ı 2 Önceki sayfa


    Nihat Yiğit'in Diğer Yazıları
  Kuruluştan Bugüne
  Bir ve Beraber Olmak-1
  Merhaba
  Doğu Türkistan
  Yabgu'dan Mesaj

 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=